LightReader

görgeler arasında

Guler_Top
7
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 7 chs / week.
--
NOT RATINGS
160
Views
VIEW MORE

Chapter 1 - Görgeler arasında

1. Bölüm – Gri Gözlü Yabancı

> Lina o gece rüyasında babasını gördü.

Babası, o hep tanıdığı sıcak gülümsemesiyle değil… karanlık bir sokakta, elinde tabancayla duruyordu.

"Bazı yüzler, kızım," dedi sesi titreyerek, "sana gülümsese bile kalbini karartır."

O anda göğsüne bir ağırlık çöktü, nefesi kesildi. Uyandığında sabah olmuştu ama o söz hâlâ kulağındaydı.

Her şeyden yıllar geçmişti. O kanlı geceden, babasının suskunluğundan, Emir'in gözlerindeki öfkeden…

Lina şimdi on sekiz yaşındaydı. Herkes onun artık "iyileştiğini" söylüyordu.

Ama Lina, hiçbir şeyin gerçekten iyileşmediğini biliyordu.

Çünkü bazı yaralar, görünmeyen yerlerde kanardı.

Okulun kapısından çıkarken başını kaldırdı. Gökyüzü griydi, tıpkı ruhu gibi.

O an… bir araba durdu kaldırımın kenarında.

Siyah, camları koyu.

Cam ağır ağır indi.

Göz göze geldiler.

Gri gözlü bir çocuk. Soğuk, ifadesiz, sanki dünyayı umursamıyordu.

Ama o gri bakışların içinde bir şey vardı… acı gibi, suçluluk gibi.

Lina'nın kalbi aniden hızla çarpmaya başladı. Nedenini bilmiyordu ama o yabancı gözler sanki geçmişin gölgesini taşıyordu.

Araba hareket etti, uzaklaştı.

Lina'nın adımları yerinde dondu kaldı.

O çocuk kimdi?

Ve neden, babasının rüyasıyla aynı gecede karşısına çıkmıştı?

> Yağmur başlamıştı. İnce ince, sanki gökyüzü Lina'nın kalbini biliyormuş gibi ağlıyordu.

Eve yürürken düşünceler birbirine karıştı.

O çocuk kimdi?

Neden o kadar tanıdık gelmişti?

Kafasındaki sesler susmuyordu.

"Saçmalama Lina," diye fısıldadı kendi kendine. "Bir yabancı sadece. Hepsi bu."

Ama kalbi onu yalanlıyordu.

Eve vardığında Emir salonda oturuyordu. Elinde sigara, gözleri televizyona değil, geçmişe bakıyordu sanki.

"Neden geç kaldın?" dedi sert bir sesle.

"Okulda yağmur başladı, o yüzden biraz—"

"Lina," diye araya girdi Emir. "O mahalleye fazla girme. Bazı insanlar hâlâ tehlikeli. Anladın mı?"

Lina başını salladı ama içinden bir huzursuzluk geçti.

O "bazı insanlar" kimdi?

O gri gözlü çocuk… onlardan biri olabilir miydi?

Odasına çıktığında aynaya baktı.

Gözlerinin altı mor, yüzü solgundu. Ama gözbebeklerinde bir kıvılcım yanıyordu — hem korku hem merak.

O gece uyuyamadı.

Her gözlerini kapattığında o gri bakışlar tekrar karşısına çıkıyordu.

Ve Lina, farkında olmadan, hayatının en karanlık hikâyesine adım atmıştı.

2. Bölüm – Kalbin çağrısı

> Lina, sabah okula giderken gökyüzü hâlâ griydi.

Sanki dünden beri renkler solmuştu.

Arkadaşlarının neşesi, kahkahalar, teneffüs sesleri… hepsi uzaktan geliyordu.

O sadece düşündü.

O gri gözlü çocuğu.

Derse girdiğinde sırasına oturdu, pencereden dışarı baktı. Bahçede birkaç erkek konuşuyordu.

Birinin elleri cebindeydi, siyah bir mont giymişti.

Gözlerini kaldırdı.

O.

Kalbi bir anlığına durdu.

Dün akşam gördüğü çocuk, şimdi okul bahçesindeydi.

"Hayal görüyorum," diye fısıldadı. Ama değildi. Gerçekti.

O an zil çaldı, herkes dışarı çıktı. Lina da bahçeye indi ama gözleri sürekli onu aradı.

Kalabalığın arasında yürüyordu, adımları kararlı, yüzü ifadesizdi.

Yanında kimse yoktu, ama kimse de yanına yaklaşmaya cesaret etmiyordu.

Lina'nın en yakın arkadaşı Elif fısıldadı:

"O yeni çocuk var ya… adı Alex'mış. Dün transfer olmuş."

Lina'nın nefesi kesildi.

Alex.

İsmini duyunca içinden bir ürperti geçti.

"Nereden gelmiş?" diye sordu, sesi belli belirsizdi.

"Bilmiyorum ama herkes diyor ki, biraz… tehlikeliymiş."

Lina gülümsemeye çalıştı, ama başaramadı.

Çünkü içten içe, zaten biliyordu.

O gözlerde tehlike vardı.

Ama neden aynı zamanda… güven hissi de veriyordu?

Gün boyunca dikkati derste toplanmadı.

Arada başını kaldırıyor, Alex'in sessizce koridordan yürüdüğünü görüyordu.

Hiç kimseyle konuşmuyordu. Sanki başka bir dünyadan gelmiş gibiydi.

Dersten çıkarken Lina'nın çantası yere düştü. Kitaplar saçıldı.

Bir çift el eğildi, kitapları topladı.

Lina başını kaldırdığında, gri gözlerle karşılaştı.

O an zaman durdu.

"Teşekkür ederim," diyebildi kısık bir sesle.

Alex sadece başını salladı, tek kelime etmeden uzaklaştı.

Lina'nın kalbi hâlâ yerinde değildi.

Çünkü o sessizlik, kelimelerden daha çok şey söylüyordu.

3. Bölüm – Fısıltılar

> Okulda her şey aynıydı.

Ama aynı değildi.

Koridorlarda yürürken bile, herkesin sesi değişmiş gibiydi.

Kızlar kendi aralarında fısıldaşıyor, erkekler yanından geçerken göz ucuyla Alex'e bakıyordu.

"Yeni çocuk biraz garipmiş."

"Dün müdür odasından çıktı, sonra bir daha kimseyle konuşmamış."

"Biri dedi ki… ailesiyle ilgili sorunları varmış."

Lina duymamaya çalıştı. Ama o gri gözleri her aklına geldiğinde, içindeki merak ateşi büyüyordu.

"Sorunları varmış," diye tekrarladı kendi kendine.

"Belki de o yüzden o kadar sessizdir."

O gün dersten sonra kütüphaneye indi. Sessizdi, kimse yoktu.

Rafların arasında yürürken bir ses duydu.

"Bu okulda fazla kalamaz," diyordu biri.

Adımlarını yavaşlattı. Ses, öğretmenlerden birine aitti.

"Babasının kim olduğunu biliyor musun sen?" dedi diğeri.

"Yok canım, kimmiş?"

Lina elindeki kitabı sıktı.

Kalbi atıyordu, istemsizce dinledi.

"O çocuk… mafya ailesinden geliyormuş."

Lina'nın elleri buz kesti.

Kitap elinden kayıp yere düştü.

Ses yankılandı, konuşmalar sustu.

Öğretmenler arkasına döndü ama Lina çoktan koşmaya başlamıştı.

Eve vardığında Emir mutfakta oturuyordu.

"Neden bu kadar solgunsun?" diye sordu.

"Bir şey yok," dedi Lina, sesi titreyerek.

"Okulda biri… Alex diye biri varmış."

Emir'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

"Ne dedin sen?"

"Yeni transfer olmuş. Neden, tanıyor musun?"

Emir bir an sustu.

Gözleri karardı.

"O isim bir daha bu evde geçmeyecek," dedi sertçe.

Lina'nın kalbi sıkıştı.

Emir o kadar ciddi konuşmuştu ki, sanki o tek kelime bile zehir gibiydi.

Ama o geceden sonra, Lina'nın aklında sadece o isim yankılandı:

Alex.

Ve artık, o fısıltılar susmuyordu.

4. Bölüm – İlk Sözler

> O gün yağmur yeniden başlamıştı.

Lina okuldan çıkarken bahçede kimse kalmamıştı. Herkes çoktan kaçmıştı yağmurdan.

Sadece biri hariç.

Alex, okulun duvarına yaslanmış, sigarasını elinde evirip çeviriyordu.

Yağmur damlaları saçlarına düşüyor ama umurunda değildi.

Lina bir an durdu.

"Git," dedi içinden bir ses. "Uzak dur ondan."

Ama ayakları hareket etmedi.

Alex başını kaldırdı, göz göze geldiler.

O gri bakışlar, yine aynı etkiyi yarattı. Sanki bütün dünya sustu.

"Ne var?" dedi Alex sessiz ama keskin bir ses tonuyla.

Lina irkildi. "Hiç… ben sadece…"

Alex, sigarayı yere attı.

"Beni neden izliyorsun?"

Lina bir adım geri çekildi. "İzlemiyorum. Sadece... seni daha önce görmüştüm."

Alex kaşlarını hafifçe kaldırdı. "Görmüştün mü?"

"Evet. Okula gelmeden önce. Arabadaydın."

Sessizlik oldu. Yağmur biraz daha hızlandı.

Alex başını yana eğdi, sesi alçaldı.

"Sen... o kızdın."

"Ne?"

"Kaldırımda yürüyordun. Düşecektin neredeyse."

Lina bir an sustu. Hatırladı — o gün ayağı kaldırımdaki çamura kaymıştı.

"Sen fark etmiştin," dedi Lina yavaşça.

Alex gülümsedi. İlk kez.

"Ben fark ettiğimde, çoktan gitmiştin."

O an, bir sessizlik oldu.

Sadece yağmurun sesi, ikisinin nefesleri arasında yankılandı.

"Sen... neden buradasın?" diye sordu Lina, merakla.

Alex gözlerini ondan kaçırdı.

"Bazı yerlerde... geçmiş saklanıyor. Ben sadece yanlış yere geldim."

Lina hiçbir şey anlamadı ama sormadı da.

Çünkü içinden bir ses, o "yanlış yer"in aslında kendi hayatı olduğunu söylüyordu.

Alex uzaklaştı, gri montu yağmurun içinde kayboldu.

Lina'nın kalbi hâlâ hızlı atıyordu.

Ve o an, farkında olmadan, kalbinde bir kapı aralanmıştı.

5. Bölüm – Yaralı Gri

> Ertesi gün öğle arasında Lina kantine gitmek için koridorda yürüyordu.

Hava hâlâ griydi, gökyüzü ince bir sis gibi şehri kaplamıştı.

O anda bir hareket fark etti; Alex bahçe kapısının köşesinde oturuyordu, tek eliyle dizini tutuyor, yüzünde hafif bir acı ifadesi vardı.

Lina durdu. İçinden bir ses, "Yardım etmelisin," dedi.

Ama kalbi korku ve merakla çarpıyordu.

Yaklaştığında Alex başını kaldırdı, gri gözleri ona baktı.

"Sen… buraya ne işin var?" dedi.

Lina duraksadı. "Sana yardım edebilir miyim?"

Alex kaşlarını kaldırdı, küçük bir alaycı gülümseme belirdi. Ama acıyı gizleyemiyordu.

"Bilmiyorum… belki."

Lina diz çöktü ve dizini nazikçe tuttu. Soğuk ve hafif ıslak bir dokunuştu, ama Alex hiç geri çekilmedi.

"Çok mu acıyor?" diye sordu Lina, sesi titreyerek.

Alex gözlerini kapattı. "Sana ne?"

Lina bir an sustu. Bu kadar sert bir cevap beklemiyordu. Ama vazgeçmedi.

"Sadece yardım etmek istedim."

Sessizlik oldu. Yağmur damlaları yavaşça saçlarından akıyordu.

Alex başını eğdi.

"Tamam… teşekkür ederim," dedi sonunda, sesi yumuşamıştı.

Lina içten içe bir rahatlama hissetti.

Ama o an, kalbinin neden hızla çarptığını anlamaya başladı.

Bu çocuk… dışarıdan ne kadar sert görünse de, içinde bir şeyler kırık, bir şeyler eksikti.

Ve Lina, o eksik parçayı görmeye başlamıştı.

6. Bölüm – Yağmur Altında Sessizlik

> Ertesi öğleden sonra, gökyüzü yine griydi.

Lina, okul çıkışında kantinin önünde tek başına duruyordu. Kitapları koluna sıkıştırmış, yağmurun damlalarını seyrediyordu.

Arkasından bir ses geldi:

"Yine yalnız mısın?"

Başını çevirdiğinde Alex'i gördü. Gri montu hafif ıslanmış, ellerini cebinde saklamıştı.

Lina irkildi, sonra sessizce başını salladı.

"Hadi… yürüyelim," dedi Alex, sesi değişik bir şekilde yumuşaktı.

İkisi de okulun önündeki dar sokakta yürümeye başladılar.

Yağmur damlaları omuzlarına düşüyor, sessizlikleri daha yoğun bir hâl alıyordu.

Lina ilk kez Alex'e doğrudan baktı.

"Neden hep yalnızsın?" diye sordu, kalbi hızlı atıyordu.

Alex durdu, kısa bir süre düşündü.

"Çünkü insanlar… beni anlamıyor," dedi sonunda.

Lina hafifçe gülümsedi.

"Belki de doğru insanı bulamadın."

Alex gözlerini ona dikti. "Belki de."

Sessizlik yine düştü. Ama bu sessizlik, artık korkutucu değildi. Daha çok… rahatlatıcı, yumuşak bir bağ gibiydi.

Lina bir adım attı, elini kitaplarından boşalttı. "Bazen… konuşmak iyi gelir."

Alex hafifçe başını salladı. "Sen… konuşuyorsun. Bu yeterince cesur."

7. Bölüm – Gölge

> Okulda günler birbirinin aynıymış gibi akıp gidiyordu ama Lina artık küçük değişimleri fark ediyordu.

İlk başlarda bunlar sadece küçük işaretlerdi: Emir'in telefonuna bakışları, yemek sırasında yarım kalan cümleler, televizyonun haber bültenine ani bir dikkat.

Lina bir akşam mutfakta bulaşık yıkarken Emir kapıyı usulca aralayıp içeri süzüldü. Yüzünde dinlenmemiş bir sertlik vardı.

"Ne oldu?" diye sordu Lina, içten bir endişeyle.

Emir sadece elini kitabın kenarına koydu; gözleri uzaklara baktı. "Hiç," dedi, sesi kuru. "Sadece… düşünüyordum."

Lina onun bir şey sakladığını biliyordu ama sormadı.

Ertesi gün okul bahçesinde Alex'i gördüğünde Emir'in yüzündeki değişimi daha açıkça fark etti.

Alex Lina'ya doğru yürüdü ve kısa bir selamlağından sonra başını eğip uzaklaştı. Lina'nın kalbi o sırada hafifçe hızlandı.

Uzaktan, Emir bir gölge gibi onları izliyordu; Lina'nın içi ürperdi. Emir göz göze gelmeden hemen önce bakışlarını yere indirdi, sanki bir şeyi zorla saklar gibiydi.

Günler geçtikçe Lina, Emir'in Alex hakkında daha fazla şey öğrendiğini hissetti. Emir eskisi gibi geçiştirmiyordu; adeta bir ipucu arıyordu her yerde.

Lina geceleri uyandığında Emir'in odasından gelen tıkırtıları duyar, kapının ardında beliren gölgesini sezerdi. Ama Emir, Lina'ya karşı her zamanki koruyucu, sıcak ağabey tavrını sürdürüyordu — sadece gözleri biraz daha sertleşmiş, ses tonu biraz daha kısa ve dikkatliydi.

Lina bu sessiz değişimi sevmedi ama Alex'e olan merakı da sönmüyordu. İçinde bir çatışma vardı: Emir'e sadakat ve aklının bir köşesindeki merak.

Bir akşam Lina, Emir'in ceketinden düşmüş, kenarları kırışmış bir gazete parçası buldu. Fotoğrafta yüzler flu, ama bir isim diğerlerinin arasından tıpkı bir paramparça hatıra gibi çıkıyordu. Lina hemen geri çekildi; kalbi sıkıştı.

O gece yatağında dönerken düşündü: Emir neleri biliyordu? Ve eğer biliyorsa, bunu ne zaman ve nasıl söyleyecekti?

---

8. Bölüm – Sessiz Uyarı

> Ertesi sabah, Emirin davranışı daha da farklıydı. Kahvaltıda sesi normalden daha kısa, baktığı gözler daha uzak ve odaklıydı. Lina masaya oturduğunda Emir fincanını bıraktı ve bir süre suskun kaldı.

"Lina," dedi sonra, sesi alçaldı. "Öğleden sonra benimle konuşur musun?"

Lina, Emir'in yüzündeki o ciddi ifadeyi görünce içini bir soğuk aldı. "Tamam," dedi.

Öğleden sonra, Emir onu bahçenin en köşesine, eski asma ağacının altına çağırdı. Güneş nadiren aralardan sızıyordu; hava gergindi.

"Ne oldu Emir?" diye sordu Lina, titrek ama meraklı.

Emir derin bir nefes aldı. "Söyleyeceklerim seni incitebilir ama bunu duyman gerek."

Lina ayağını oynattı. "Nedir?"

Emir gözlerini kaçırdı, sonra yüzünü ona çevirdi. "Ben... bazı şeyleri öğrendim. Okulda duyduğun fısıltılar boş değil."

Lina'nın aklı birden bulanıklaştı. "Ne öğrendin?"

Emir dizlerini hafifçe bastırıp oturdu. "Alex… Alex'in ailesi geçmişte bizim aileyle çok derin bir yara açtı. Bunun farkındayız. Beni dinle, Lina: ona çok yakın olma."

Lina sert bir şekilde itiraz edecek gibi oldu, ama Emir'in sesi kırılgandı — emir değil, bir ricaydı. "Neden?" diye fısıldadı.

"Çünkü geçmişin izleri kolay silinmiyor. Bazen insanlar, ailelerinden miras kalan öfkilerle gelirler." Emir gözlerinde kırılma vardı. "Ben seni korumak istiyorum. Sana zarar gelmesini istemiyorum."

Lina, abisinin gözlerinde yıllardır hissettiği korumayı gördü; ama aynı zamanda bir uyarının da başladığını. Emir yasaklamadı, bağırmadı; fakat köşeden köşeye ilerleyen bir gölge gibi, Lina'ya dikkatli olması gerektiğini söyledi.

"Sana güveniyorum," dedi Emir en sonunda. "Ama lütfen… kendine dikkat et."

Lina başını salladı. "Söz veriyorum."

Ancak içinden bir ses, bu sözün ne kadar dayanacağını sorguluyordu. Çünkü Alex'in bakışları, E redmir'in gölgesi ve Lina'nın kalbindeki kıvılcım — hepsi artık birbirine karışmıştı.

Göz göze geldiler. Yağmur damlaları saçlarından süzülüyor, sokak neredeyse sadece onların dünyası gibi sessizleşmişti.

Ve o anda, Lina anladı:

Bu çocuk… dışarıdan soğuk görünse de, içinde yumuşak ve kırılgan bir dünya vardı.

Ve o dünya, yavaş yavaş onun önünde açılıyordu.

9. Bölüm – Kıvılcım

> Lina o gün koridorda yürürken koluna hafif bir dokunuş hissetti.

"Dikkat etsene," diye fısıldadı Alex, yumuşak ama alaycı bir sesle.

Lina gülerek geriye döndü. "Sen çarptın."

Alex omuz silkti, yüzünde hafif bir tebessüm vardı. "Belki bilerek."

Lina'nın kalbi titredi. Bu çocuk ciddiydi mi, dalga mı geçiyordu, anlamıyordu.

Yan yana yürüdüler. Ders notlarını konuşurken Alex birden uzanıp Lina'nın saçındaki minik yaprağı aldı.

"Bu düştü," dedi.

Lina'nın yüzü kızardı.

Hiçbir şey söylemedi ama gözleri Alex'in gözlerine takılı kaldı.

Alex de bakışını kaçırmadı.

Onların arasında, sözsüz ama yoğun bir şey vardı artık.

Tam o sırada arkadan bir ses duyuldu:

"Lina!"

Emir.

Emir'in yüzü… donuktu. Gözleri Alex'in saç tutan eline kaydı. Sonra Lina'ya. Sonra ikisine birden.

Lina'nın içi buz gibi oldu.

---

10. Bölüm – Patlama

> Emir yanlarına geldiğinde hava bariz şekilde gerildi.

"Ne yapıyorsunuz?"

Soru değil, suçlamaydı.

Lina hemen geri çekildi. "Hiç— sadece konuşuyorduk."

Emir Alex'e yaklaştı. "Seninle konuşmuştuk. Hatırlıyorsun değil mi? Lina'ya yaklaşma demiştim."

Alex gözlerini kısarak geri adım atmadı. "Ben bir şey yapmıyorum."

Emir'in sesi yükseldi. "Senin 'bir şey yapmıyorum' dediğin şey yüzünden insanlara neler olduğunu biliyorum."

"Emir!" diye bağırdı Lina ama Emir onu duymuyordu.

Alex'in çenesi kilitlendi. "Ben Lina'ya zarar vermiyorum."

"Senin ailen zarar verdi!"

Emir bir anda Alex'in yakasından tutup duvara itti.

Lina çığlık attı. "Emir, dur!"

Alex sertçe Emir'in elini geri itti. "Babanın yaptıklarıyla benim ne ilgim var?"

"Hepsi aynı!"

Koridordaki öğrenciler dondu kaldı.

Emir'in gözlerinde öfke vardı—ama o öfkenin içinde acı, kayıp ve kırılgan bir şey daha vardı.

Emir yumruğunu kaldırdı—

Lina bir adım atıp aralarına girdi. "Yeter!"

Emir o an durdu, nefes nefeseydi.

Ama Lina'nın gözlerinde bir şey gördü: korku.

O korku Emir'i daha da kırdı.

Emir geri çekildi ama sesi buz gibiydi.

"Lina. Sen… gerçekten onunla mı konuşuyorsun?"

Lina titreyerek başını sallamadı ama konuşamadı da.

Alex Lina'ya baktı, sonra Emir'e.

Emir'in yüzünde ilk kez, abilikten çok… kırılmış bir düşmanlık vardı.

"Tamam," dedi Emir. "Madem böyle… demek ki artık bazı şeyler değişecek."

Ve arkasını döndü, yürüdü.

Lina'nın bacakları titredi.

Alex yavaşça Lina'ya yaklaştı. "İyi misin?"

Lina sesi çıkmadan sadece başını salladı.

Ama içinden bir ses fısıldıyordu:

Bu sadece başlangıç.

11. Bölüm – Gizli Mesajlar

> Kavganın üzerinden iki gün geçmişti.

Okul kalabalığının arasında yürürken Lina hâlâ Emir'in o günkü bakışını, yumruğunu, öfkesini hissediyordu.

Ama o günün bir başka izini daha taşıyordu…

Alex'in gözleri.

Ders sırasında telefonu hafifçe titredi.

"İyi misin?"

Mesaj Alex'tendi.

Lina dudaklarını ısırarak etrafa baktı, öğretmen yazı tahtasına dönüktü.

"İyiyim… sanırım."

Alex hemen yazdı:

"Konuşmamız lazım. Teneffüste arka bahçe."

Lina'nın kalbi hızlandı. Bir yanıyla gitmek istemiyor gibiydi… ama diğer yanı çoktan ayaklanmıştı bile.

---

12. Bölüm – İlk Gizli Buluşma

> Teneffüs olduğunda Lina kimseye bakmadan arka bahçeye yürüdü.

Alex duvara yaslanmış onu bekliyordu.

Göz göze gelince aralarındaki gerginlik yerini yumuşak, sessiz bir çekime bıraktı.

"İyi olmadığını biliyordum," dedi Alex.

Lina omuzlarını sıkıştırdı. "Emir… çok değişti."

Alex bir adım yaklaştı. "Senin yüzünden kavga etmesini istemiyorum. Ama benim yüzümden de korkmanı istemiyorum."

Lina başını kaldırıp ona baktı.

Gözlerinde bir şey vardı… güven… sıcaklık…

"Ben senden korkmuyorum," dedi Lina alçak bir sesle.

Alex'in ifadesi yumuşadı.

"O zaman… görüşmeye devam edelim. Gizlice. Eğer istersen."

Lina yutkundu.

"İsterim."

Alex'in dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi.

Aralarında ilk kez, sessiz ama kesin bir anlaşma yapılmıştı.

---

13. Bölüm – Emir'in Sertleşmesi

> Eve döndüğünde Emir kapının yanında bekliyordu.

"Neredeydin?"

Lina omuzlarına çantayı çekti. "Okuldaydım. Ne var Emir?"

Emir'in sesi soğuktu. "Yalan söyleme Lina."

Lina'nın nefesi kesildi.

"Islaksın," dedi Emir. "Okulda yağmur yoktu. Dışarı çıkmışsın."

Lina sustu.

Emir'in bakışları keskinleşti. "Alex'le görüştün değil mi?"

Lina geri adım attı. "Ben— Emir, karışma!"

Emir duvara yumruğunu vurdu. Lina sıçradı.

"O çocuk seni mahveder!"

"Neden?! Bana ne yaptı?!"

Emir iki saniye sustu… ama cevabı öfkeyle geldi.

"Babanı öldüren adamın oğlu o!"

Lina'nın kalbi duracak gibi oldu…

Emir bunu söylememişti… şimdiye kadar.

"Sen… sen bunu nasıl söyleyebilirsin?!"

Emir gözlerini kapattı. "Seni korumaya çalışıyorum, anlamıyor musun?"

Lina'nın gözleri doldu. "Ben boğuluyorum, Emir."

Emir başını çevirdi, konuşamadı.

---

14. Bölüm – Alex'e Sertlik

> Ertesi gün okulda, Emir koridorun köşesinde Alex'i yakaladı.

Lina uzaktan bunu gördüğünde nefesi tutuldu.

Emir, Alex'in kolunu sıkıca tuttu.

"Uzak dur Lina'dan," dedi dişlerinin arasından.

Alex elini çekti. "Lina kendi kararını kendi verir."

Emir'in sesi buz gibiydi:

"Ona zarar verirsen seni bitiririm. Anlıyor musun?"

Alex'in gözleri karardı. "Ben ona zarar vermem."

Emir daha da yaklaştı.

"Ben veririm. Eğer ona yaklaşırsan… ben seni mahvederim."

Bunu söylerken sesinde öyle bir kırgınlık vardı ki, Lina'nın içi sızladı.

Emir sadece kızgın değildi… korkuyordu.

Alex ise sessizdi ama sertti.

Aralarındaki gerilim neredeyse hava gibi hissediliyordu.

15. Bölüm – Tanımadığım Gözler

> O gün okuldan çıkarken hava kapalıydı.

Lina çantasını omzuna attı ve kapıdan çıkarken bir yabancının gözleri ona takıldı.

Uzun boylu, siyah giyinmiş biri…

Onu tanımıyordu ama adamın bakışı Lina'nın içini titretti.

Adam, Lina'yı süzer gibi baktı.

Lina hemen kafasını çevirdi, kalbi hızlandı.

Tam o sırada Alex yanında belirdi.

"Ne oldu?" diye sordu.

Lina o adamı işaret etmek için döndü…

Ama adam gitmişti.

"Hiç," dedi Lina. "Yanılmışım herhalde."

Alex'in gözlerinde tek bir an için sert bir gölge belirdi.

Ama Alex bir şey söylemedi.

---

16. Bölüm – Tehlikenin Adı

> Ertesi gün Alex, Lina'yı arka bahçeye çekti.

Sesi ciddi ve gergindi.

"Lina. Dün gördüğün adam nasıl biriydi?"

Lina şaşırdı. "Siyah montlu… uzun. Neden?"

Alex çenesini sıktı.

"O adam… büyük ihtimalle amcam."

Lina'nın nefesi kesildi. "Amcan mı?"

Alex başını salladı.

"Babamın adamlarından biri. Yıllardır ortalıkta yoktu… Eğer seni izliyorsa…"

Alex durdu.

İçindeki korkuyu saklayamıyordu.

"…bu iyi bir şey değil."

---

17. Bölüm – Emir'in Çöküşü

> Alex olanları Emir'e söylemedi ama… olanlar Emir'in kulağına başka bir yoldan gitti.

Emir o akşam eve geldiğinde yüzü bembeyazdı.

"Lina," dedi, sesi kırılmıştı. "Bugün bir şey duydum."

Lina yutkundu. "Ne duydun?"

Emir elini saçlarında gezdirdi, nefesi titriyordu.

"Alex'in ailesinden biri… seni gördüymüş."

Lina'nın içi buz kesti.

Emir'in sesi yükseldi:

"Ben sana o çocuğun tehlikeli olduğunu söylemedim mi?!"

"Emir—"

"Seni onların elinden nasıl koruyacağım ben?!"

Emir'in gözleri doldu. Ama öfkesi daha baskındı.

"Sana kaç kere söyledim?! Uzak duracaksın ondan!"

Lina geri çekildi.

"Ben… Alex'e zarar vermiyorum."

Emir yumruğunu masaya vurdu.

"Sen ona zarar vermiyorsun belki ama o… onun ailesi her şeyi mahvedebilir!"

Emir bu kez sadece kırıcı değildi…

Korkmuştu.

Korktuğu için sertleşiyordu.

Bu, en tehlikeli Emir'di.

---

18. Bölüm – Karanlıkta Buluşma

> Lina o akşam dayanamadı.

Gizlice odadan çıktı, mesaj attı.

"Neredesin? Konuşmamız lazım."

Alex hemen cevapladı:

"Eski parkta. Yalnız gel."

Lina kalbini tutarak parka gitti.

Alex onu görünce hemen yanına koştu.

"Lina… senin yüzünden değil. Onlar zaten bir yolunu bulurdu."

Lina başını salladı. "Emir çok korkuyor."

"Ben de."

Alex ilk kez bu kadar açık konuştu. Sessiz, kırılgan bir itiraf gibi…

"Sana bir şey olursa deliririm."

O anda Lina'nın boğazı düğümlendi.

"Ben senden vazgeçmeyeceğim Alex."

Alex de bir adım yaklaştı.

"Ben de."

Tam o anda parkın karanlığından bir ses geldi.

Bir dal kırıldı.

İkisi de irkildi.

Alex Lina'nın kolunu tuttu.

"Lina… koş."

Çünkü gölgelerin arasında biri vardı.

Ve o kişinin kim olduğunu Alex çok iyi biliyordu.