"Hadi Icelin. Gidelim."
-T-tamam..
Koridorda uğultu yükseldi.
DING.
Zil.
Öğrenciler bir anda hareketlendi. Adımlar, konuşmalar, sandalyelerin sürtünme sesleri… akademi bir anda canlandı.
İcelin irkildi.
— Ders!
Bana döndü.
— Benim sınıfım üst kat. S seviye sınıfları ayrı oluyor. Senin sınıfın alt blokta.
Başımı salladım.
"Anladım."
Bir an durdu.
Gözlerime baktı.
Sanki bir şey söylemek istiyordu.
Sonra vazgeçti.
— Sonra görüşürüz.
Arkasını dönüp koştu.
…
Gitti.
Koridor boşaldı.
Sessizlik.
Yalnızım.
İçimde bir his kıpırdadı.
Garip.
Asırlardır ilk kez…
yalnız kalmak tuhaf geldi.
İç çektim.
"İnsan olmak gerçekten yorucu."
— Ş-şey… özür dilerim…
…
Başımı çevirdim.
Yan duvara yakın duran biri vardı.
Kız.
Sanki orada olmaması gerekiyormuş gibi duruyordu.
Açık renk saçları omzuna düşüyordu. Üniforması düzgündü ama kolları uzundu; parmaklarının yarısını saklıyordu.
Gözlerini kaçırdı.
— K-kendi kendine konuştuğunu duydum da… rahatsız ettiysem özür dilerim.
…
Utangaç.
Başımı hafif eğdim.
"Yok."
Sessizlik oldu.
Kız parmaklarını birbirine doladı.
— Sen de mi… alt blok?
"Öyle görünüyor."
Başını salladı.
— Ben de.
Duraksadı.
Sonra küçük bir cesaret toplayıp elini uzattı.
— Benim adım Lune.
Elini tuttum.
Soğuktu.
"Aku—"
Dilimi ısırdım.
"Yuji."
Başını salladı.
— Tanıştığımıza memnun oldum.
…
Başka bir şey demedi.
Ben de demedim.
Koridorda ayak sesleri yankılandı.
Sonra yine sessizlik.
Garip.
Normalde insanlar sessizlikten kaçar.
Bu kaçmıyordu.
Sadece…
yanımda duruyordu.
Başımı hafif yana eğdim.
"Şifacı mısın?"
Ufakça irkildi.
— Ş-şey… evet.
"Ben de."
Gözleri büyüdü.
— Gerçekten mi?
Başını hemen eğdi.
— Y-yani… nadir oluyor da… aynı sınıftan biriyle karşılaşmak…
…
Ses tonu
sanki alışık değilmiş gibi.
Alay edilmeye.
Yok sayılmaya.
Başımı çevirdim.
Koridorun sonuna baktım.
Sonra tekrar ona.
"Geç kalacağız."
Kafasını hızlıca salladı.
— E-evet!
Yan yana yürümeye başladık.
Adımları küçük.
Sessiz.
Varlığı bile çekingen.
…
İlginç.
Bu kız…
gürültü yapmıyor.
