LightReader

Chapter 1 - Uykunun Eşiği

Serin bir Mayıs gecesiydi. İnsanlar günlük işlerini bitirmiş ve uykuya geçmişlerdi. Her şey sıradandı… hatta biraz fazla sıradan.

Kız okulundan geldi, yemeğini yedi ve hiç kimseye hiçbir şey söylemeden rutinini gerçekleştirip yatağına girdi.

Kendisi üniversiteye gidiyordu… gitmesine ama ne kendine ne de ailesine zaman ayırıyordu. Kızın kendine ayırdığı zamanlar bir tek uykuları oluyordu. Ki çoğu zaman da uyuyamıyordu.

O gün çok yorulmuştu. Üniversitedeki amfide yüz elli kişiye karşılık yaptığı sunum, üstüne üstlük bir de erkek arkadaşının onu aldattığını öğrenmiş olması onu hem üzmüş hem de mental olarak yormuştu. O günün yorgunluğu ile kendini uykudan alamadı. Yavaş yavaş kendini uykunun huzurlu kollarına bıraktı.

...

Uyku, beklediğinden hızlı geldi.

Gözlerini kapattığı an karanlık olmadı.

Aksine, etraf aydınlandı.

Gözlerini açtığında bir ormanın içindeydi. Küçüklüğünden beri ormanları zaten sevmişti. Orman ona hep huzur verirdi. Fakat bu sefer bir farklılık vardı. Bu gördüğü, diğer rüyalardan daha sahte görünüyordu. Ağaçlar sanki birileri onları oraya bilerek yerleştirmiş gibi duruyorlardı. Çiçekler gerektiği gibi görünmüyordu… en azından onun için. Hatta kuş cıvıltıları bile yoktu.

Gökyüzüne baktı ama görebildiği şey mavi bir gökyüzü değil, onun yerine beyaz bir ışıktı. Evet, her şey fazla yapmacıktı.

Oturduğu yerden kalktı ve yürümeye başladı. Yürürken bir anda karşısına kendi gittiği üniversite çıktı. Burası, herkesin bildiği ve hatta çoğu öğrencinin gitmek için heveslendiği bir üniversiteydi. Kapıyı hafifçe iterek açtı ve üniversitenin içine girdi. Etrafta bir sürü tanımadığı öğrenci geziniyordu ama ne birinin ayak sesi ne de birinin konuşması duyuluyordu. Sadece sessizlik ve o…

Bir kıza seslenmeye çalıştığında ise hiçbir şekilde sesi çıkmadı. Kız, durumda bir gariplik olduğunu fark etti ama yürüyüp dolaşmaya devam etti. Etraftaki insanlar ona garip bakıyordu; bazıları şüpheci, bazıları ise meraklıydı. Kız onlara seslenmeye çalıştı. "Ne bakıyorsunuz?" demek istedi ancak her ağzını açtığında sadece nefesi çıktı. Bunun dışında hiçbir ses çıkmadı.

Bir süre daha dolaştıktan sonra kendi kendine homurdanmaya başladı. Artık rüyadan sıkılmaya başlamıştı. Uyanmak istiyordu. Kendini uyandırmaya çalıştı ancak vücudu tepki vermedi. Bunun yerine rüyada kaldı. Kendi kendine, "Acaba uyku felci mi geçiriyorum? Ya da karabasan mı geliyor?" diye düşündü ve bir kez daha etrafına baktı. Etrafta hiç korkutucu bir şey yoktu. En azından onun korktuğu bir şeyler yoktu.

Sonrasında aklına bir fikir geldi. Dedi ki:

"Nasıl olsa bu rüya benim, değil mi? Ben bu rüyanın sahibiyim. İstediğim gibi kontrol ederim."

Ve asıl rüya işte o zaman başladı…

More Chapters