LightReader

Chapter 2 - DURGUNLUK...

28 Ekim...

Luna Maki, Son 2 gündür, Akame'den hiçbir haber alamamıştı. Akame ne okula gelmiş ne de telefondan Luna ile bir etkileşime geçmişti. 2 günlük sessizlik git gide daha korkunç bir hal alıyordu. Luna, yatağına uzanmış tavanı izlerken Luna'nın annesi Aiko Yuna odaya girdi...

"Kızım yemek hazır hadi yemeğini ye..."

Luna annesine baktı ve gülümsedi;

"Annem ben gidip Akame ile görüşeceğim. 2 gündür telefonlarıma yanıt vermiyor. Okula da gelmedi. Bir konuşsam iyi olur onla ya."

Yatağından zıplayarak kalktı ve annesinin yanına geldi.

"Size afiyet olsun."

Annesi Luna'ya baktı ama çok bir şey demedi;

"Sen bilirsin kızım."

Yavaşça mutfağa döndü. Luna, üstündeki giysilerini tamamen çıkardı ve giysi dolabına baktı. Tatlı bir görünüm ile giyinirse,

"Belki de Akame ile daha rahat bir şekilde konuşabilirim"

Diye düşündü. Çok uzun veya çok da kısa olmayan normal bir etek ve üstüne de sıradan bir triko kazak giydi. Evden çıktı. Dışarısı sonbahar olduğunu hissettiren bir soğuklağa sahipti. Akame ile evinin arasında yaklaşık 1 kilometrelik mesafe vardı. Normalde yürümeyi seven bir kız olduğu için bu mesafeyi yürüyerek giderdi ama dışarıda ki soğukluk buna pek izin vermiyordu. Otobüs durağına doğru yürüdü. Tam olarak 10 dakika sonra da otobüs geldi. Luna otobüste ayakta gitmeye karar vermişti. Otobüs çok dolu da sayılmazdı.

"Zaten çok sürmez, hızlıca inerim"

Diye düşündü... Eline telefonu aldı ve haberleri okudu. Haberlerde hala Senji Kakudo'nun durumu anlatılıyordu. Yaşaması bir mucize olup, hala da yaşayıp yaşamayacağı kesin değildi. Çok kan kaybetmiş ve kafatasında büyük çaplı bir parçalanma oluştuğu geçiyordu. Şakak kemiğinin parçalanmış olması, bundan sonra yaşasa bile normal bir hayat yaşamasının imkansız olduğunu anlatıyordu. Polislerin hala olayı yakından incelediği dip not olarak düşülmüştü. Luna derin bir iç çekerek telefonu küçük el çantasına koydu. Luna inceden inceye hissetmişti zaten Akame'nin Senji'ye aşık olduğunu... Bunları düşünürken ineceği noktaya gelmişti. Tuşa bastı ve otobüsten indi. Akame'nin evine ulaşmak için 5 dakikalık bir yol yürüdü ve en sonunda 5 katlı apartmanın önüne geldi. Akame, 3. Katta oturuyordu... Luna elini yumruk yaptı ve kendisine güvenmesini sağlayacak bir şekilde konuştu;

"Hmph. Sende Luna. Sen yaparsın. Sakince onla konuşmayı deneyeceksin. Eminim ki şu anda sinirli ama en yakın arkadaşına da ne kadar soğuk yapabilir ki?"

Yavaşça yürümeye başladı. Merdivenleri hızlı adımlarla çıktı ve en sonunda 3. Kata geldi. Elini göğsüne götürdü ve derin bir iç çekti.

"Sakin ol kızım. Bundan sonrası en önemli kısım. Sakince onla konuşacaksın..."

Yavaş adımlarla kapıya yaklaştı. Elini zile uzattı ve yavaşça zilin tuşuna bastı... Biraz bekledi. Kapıyı açan Akame'nin annesi Sakura Yua olmuştu. Luna, Akame'nin annesi Sakura'ya baktı ve güler yüzle konuştu;

"Şey... Merhaba Sakura teyze. Akame ile konuşmaya gelmiştim de..."

Sakura Yua bu zamana kadar hep sıcakkanlı bir kadın olmuştu. Ama şimdi sanki bir şey farklıydı. Garip bir hava yayıyordu. O kadar sıcak olan o kadın şu anda gereksiz bir şekilde soğukkanlıydı;

"Hoşgeldin."

İçeriyi gösterdi. Luna çok üstlemeden içeri girdi. Annesi hemen arkasından konuştu;

"Akame'ye karşı şu anda biraz dikkatli olmalısın. Durumu biraz nasıl desem..."

Duraksadı ve derin bir iç çekti;

"Kendisi ile dün doktora gözüktük. Doktorun söylediğine göre depersonalizasyon bozukluğu yaşıyor... Beni, babasını ve daha doğrusu çevresindeki her bir şeyi rüya olarak algılıyor. Bomboş duvara bakıyor. Ben sana diyeyim. Dikkatli ol."

Luna birkaç saniye duyduklarını anlamaya çalıştı ve tekrar etti;

"Depersonalizasyon... bozukluğu mu?

Annesi hafifçe gülümsedi ama bir şey demeden mutfağa yöneldi. Luna derin bir iç çekti ve odanın kapısını tıklayıp içeri girdi. Luna, ilk başta aşırı dağınık odayı gördü. Ardından yatağın üstünde yarı çıplak oturan Akame'yi... Akame doğrudan pencereden dışarıya bakıyor ve başka hiçbir şey demiyordu. Kafasını ne sağa ne sola çeviriyor ve hatta duyduğu seslere bile bir tepki vermiyordu. Luna, ona yavaş adımlarla yaklaştı. Sesi titreyerek konuştu;

"Akame... Canım..."

Akame hiçbir şey demedi. Yüzü de zaten Luna'ya doğru dönmüyordu. Luna, Akame'nin elindeki kanı görünce endişelendi ve onun önüne doğru yürüdü. Luna bir anda donakaldı. Hiçbir şey söyleyemedi. Akame'nin yanağında, devasa bir kesik vardı. Gözleri sanki boşluğa bakıyordu. Kesiğin pürüzsüz bir kesik olması bunun jilet olduğunu anlatıyordu... Luna tepkiyle elini ağzına götürdü ve koşarak odadan çıktı. Odadan çıktığında öğürdü, öğürmesi bitince duraksadı ve bağırdı;

"Sakura Teyze!! Akame'nin yüzünü fark etmedin mi? Çabuk buraya gel ve kızının yüzüne bak!"

Mutfaktan bir ses geldi;

"Öyle deme kızım... Ona böyle yaralar çok yakışıyor..."

Luna bir anda donakaldı. Dili dönmüyordu konuşmaya;

"Sen... Sen ne diyorsun!?"

Luna öksürmeye ve öğürmeye devam etti... Annesi kızının yüzündeki yaraya takmıyor muydu? Luna'nın aklı allak bullak olmuştu... Dizlerinin üstüne çöktü. Annesi, mutfağın kapısından gülümseyen kafasını uzattı. Gülümsemesi şeytandan bile daha şeytani bir gülümsemeyi andırıyodu;

"Susmuyordu... Sürekli ağlıyor, ve bir çocuğun ismini sayıklıyordu. Susması lazımdı o orospunun..."

Luna bir anda çığlık attı... Ellerini saçına götürdü ve kafasını kaşımaya başladı;

"Sen ne... Ne diyorsun Sakura teyze!?"

Ardından ağlamaya başladı... Sakura yavaşça yürümeye başladı ve tam önünde durdu;

"Çeneni kes. Aynısı olmak istemiyorsan, çeneni kes..."

Luna ağlamasını durdurdu ve kafasını kaldırdı. Sakura Yua'ya baktı. Elinde bir jilet vardı. Jileti yavaşça Luna'nın ağzına doğru uzattı ve tam ağzının dibinde durdurdu...

"En sevdiğim çocuk tipleri, senin gibi çocuklar... Niye biliyor musun? Sus deyince susmayı biliyorlar..."

Luna'nın gözlerinden yaşlar süzülüyor fakat ağlayamıyordu. Titreyerek sordu;

"Sakura teyze... Sen böyle birisi değilsin. Sana ne oldu."

Sakura Yua, yavaşça jileti ağzının dibinden çekti ve ayağa kalktı.

"Bana bir şey olmadı canım..."

Yüzündeki gülümseme biraz daha artmıştı;

"O kız beni böyle yaptı..."

Luna yavaşça kafasını Akame'ye çevirdi. Akame hala pencereden dışarıyı izliyordu. Luna yutkundu;

"O senin biricik kızın... Sana ne yapmış olabilir?"

Sakura jileti eline götürdü ve parmağında küçük bir kesik oluşturdu. Kanı yere damladı. Luna ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordu.

"Ne yapmaya çalışıyorsun sen?"

Sakura, kıkırdadı;

"Kendimi jiletliyorum..."

Luna elini yine ağzına götürdü ama bu sefer öğürmedi... Bu sırada odadan bir bağırma sesi duyuldu;

"Seni öldüreceğim! Sevgilim senin yüzünden benden tiksinecek... Bana yaptıklarının bedelini ödeyeceksin!"

Sakura odaya yöneldi. Elindeki jileti sıktı ve odaya girip o da bağırdı;

"Ben sana çeneni kes demedim mi!? Haa!!"

Luna ayağa kalktı ve hızla hareket edip ikisini durdurmaya çalıştı fakat çok geçti... Anne ve kız birbirine girmişti. Akame'nin avantajı çok daha genç ve hızlı olmasıydı. Akame annesinin, karnına tekme atıp yere düşmesini sağladı... Elinden düşen jileti aldı. Hızla iki gözüne soktu. Annesi çığlık attı. Luna bağırarak ağlamaya başladı;

"Yapma, Ne olursun yapma!!!"

Ama onun sesinin hiçbir önemi yoktu... Akame, annesinin yüzünü, daha sonra karnını ve en sonunda boğazını kesti... Annesi, ölmüştü... Akame Luna'ya baktı;

"Onun öldüğünü, birisine anlatırsan, senin o karnını deşerim, duydun mu beni? Bunları gördüğüne ve susacağına göre artık suç ortaklarıyız... Bu cesetten kurtulduktan sonra, sana hayatım hakkındaki gerçekleri anlatacağım..."

More Chapters