LightReader

Chapter 6 - Bölüm 6: Nagisa

İkinci Başkent Varenius'da yaşanan trajik olay hızlıca yayılmıştı. Birkaç gün içinde Birinci Başkent Antonius'a kadar gelmişti.

Shun ve Shiki bu acı haberi öğrendikleri zaman hiçbir şey diyemediler. Ebeveynlerinin hala yaşama olasılığı vardı ve ikisi de yeterince olgundu. Endişeden ötürü kontrollerini kaybedip abartı bir hareket yapacak değillerdi.

Günler geçti fakat hiçbir şekilde Aru evine herhangi bir erzak veya mektup gelmedi. Siyah saçlı ikizler her geçen gün daha çok endişeleniyorlardı.

"Shun; Shiki, gerçekten üzgünüm. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Lütfen kendinizi yakın zamanda toprala. Sizi böyle görmek beni çok üzüyor." Izumi yemek masasındaki, suratı asık iki kardeşi teselli etmeye çalışıyordu.

Tabanındaki yemeklere dalgın dalgın bakan Shun kafasını kaldırıp Izumi'ye baktı ve gülümsedi. "Merak etme. Babam çok güçlüdür. Oradaki herkes ölse bile babam ve annem her türlü yaşayacaktır. Değil mi, Shiki?" Sesi titriyordu.

Shiki cevap vermedi. Tabağındaki yemeğe bakmaya devam etti. Sanki ona seslenildiğini duymamıştı.

Böyle bir ortamda bulunmak Izumi'yi huzursuz hissettiriyordu. Ancak onlar, Shun ve Shiki, Izumi'nun biricik arkadaşlarıydı. Onların öylece acı çektiğini görmek içini yakıyordu.

"Sen bizim için endişelenme. Yakın zamanda çok daha iyi olacağız." Ses tonundaki endişe hissedilebiliyordu.

Izumi yemeğini ilk bitiren oldu ve kalkıp çantasını hatırlamaya gitti. Bugün yeniden eğitim için o geniş alana gideceklerdi.

Izumi yukarıya çıktığında kapı tıkladı. Shun kapıya doğru yöneldiğinde karşısında tanımadığı bir adam dikiliyordu.

Adamın suratı oldukça ciddiydi. Saçları bakımsız ve siyahtı. Kulaklarını kapatacak kadar da uzundu.

Üstünde siyah bir takım elbise vardı. Boyu oldukça uzundu ve elinde beyaz bir zarf tutuyordu.

"Shun Aru siz misiniz?" Adam soruyu sorunca

Shun'un gözleri kocaman açıldı. "Hayır" demek istiyordu ancak diyemezdi. "Evet" dediği zaman da alacağı acı bir haber olacağından da emindi.

"Evet, benim." Shun sesi titrerken istemese de onayladı.

"Bu size." Adam zarfı uzattı.

Shun zarfı aldı ve yavaşça açtı. İçinde yazan şeyden gerçekten korkuyordu. Zarfta yazanı okumadan önce endişeli gözler ile Shiki'ye baktı. Shiki daha da endişeliydi. Resmen korkuyordu. O kadar endişeliydi ki oturduğu yerden soğuk terler akıtıyordu.

Ve Shun, zarfta yazanı içinden okudu.

"Tepede yaşanan ve açıklanamayan trajik olayda Kaizen Aru ve Hinari Aru hayatlarını kaybetmişlerdir. Başınız sağolsun."

Shun, zarfı tutmayı bıraktı Yumruklarını sonuna kadar sıktı. Gözlerini sonuna kadar kapattı. Fakat bu göz yaşlarının akmasını önleyemedi.

"Hk!"

Shiki bu korkunç senaryoyu görünce dizlerinin üzerine düştü. Elinde hiç umut kalmamıştı artık. Oturduğu yerde hıçkırarak ağlamaya başladı.

Siyah saçlı adam elini Shun'un omzuna koydu. "Gerçekten üzgünüm, dostum."

Adam arkasını döndü ve yavaş adımlarla görüş alanından ayrıldı.

O gün eğitime gidilmedi.

———

Bir hafta geçti. Shun ve Shiki o güne kıyasla çok daha iyilerdi. Hâlâ içlerine kapanık oldukları oluyordu. Ancak Shun, idman için eğitim alanına gitmeye hazır hissediyordu. Shiki bir süre daha dinlenmek istiyordu ve herkes anlayışla karşıladı.

Evdeki kaynaklar tükeniyordu. Özellikle yemekler bitmek üzereydi. Normalde her ay evlerine ebeveynleri tarafından koli ile erzak ve yemek gönderiliyordu ancak böyle bir imkanları kalmamıştı.

At arabasında Izumi ve Shun, üçüncü başkent Indra'ya giriş yaptılar. Temel para kaynaklarının kaybetmişlerdi. Artık buna alışmaları gerektiğini hissediyorlardı.

"Mhm... Ah, baksana!" Izumi at arabasındaki pencereden başını uzattı. Şehrin ortasındaki heybetli surların girişine bakıyordu. Tonla erzak ve malzeme ejder arabaları kullanılarak içeri sokuluyordu. "İçeriyi yapmaya başlamışlar."

Shun'un ilgisini pek çekmiş gibi değildi. Yine de Izumi ile beraber penceredan bir süre surları izlediler.

At arabası olduğu için çok daha yavaş ulaşım sağlıyorlardı. Normalde çoktan ulaşmış olmaları gerekirken daha iki saat daha yol almaları gerekliydi.

En sonunda devasa çimen araziye ulaştılar. Shun, hemen Enma'nın yanına gitti. Ona yaşananlardan bahsedince Enma ağzını elleri ile kapattı. Yaşananları duyunca şok olmuştu.

Shun yeniden ağlamamak için kendini çok zor tutuyordu. Enma'nın önünde ağlamak istemiyordu. Enma ondan dokuz yaş daha büyüktü. Onun için bir abla gibiydi ve Shun ona çok büyük saygı duyuyordu.

Enma, onlara elinden geldiğince maddi destek sağlayabileceğini söyledi. Shun başta kabul etmek istemedi ancak Enma oldukça ciddiydi.

Izumi onları yanlız bırakmak için Meruk'u aradı ve hızlıca yanına geldi.

"Selam!"

Meruk arkasını döndüğü zaman ondan kısa; mor saçlı, mor gözlü sevimli bir çocuk figürü ile karşılaştı.

"Naber, Izumi."

"Fena değil. Pek iyi şeyler yaşanmadı son hafta." Izumi'nin heyecanı Shun'un o günkü yüzünü hatırlayınca bir anda sönmüştü.

Meruk'a olanlardan bahsetti ve Meruk da oldukça üzülmüştü. Bir süre daha konuştuktan sonra, Izumi bir an önce idmana başlamak istediğini belirtti. "Bugün ne yapıyoruz?"

"Bugün sana kılıç hakimiyeti hakimiyetini ve mananı kılıcına aktarmayı öğreteceğim. Güç türü bir bozerin kesinlikle bilmesi gereken önemli bir yöntem." Meruk oturduğu odun parçasından kalktı ve Izumi'nin karşısında bir süre dikildi.

"Öncelikl-" Meruk, anlatmaya başlayamadan önce arkadan gelen bir ses lafını bölmüştü.

"Hey, Meruk." Parmaklarını açık mavi saçlarına geçirmiş, rahat adımlar ile Izumi yaşlarında bir çocuk oraya doğru geliyordu.

"Bu ormana ne zaman gireceğiz? Gelişmem resmen durdu. Artık yüzük kullanmak istiyorum." Çocuk, Meruk ile oldukça yakınmış gibi rahat konuşuyordu.

"Aiko da bıktı. Bir an önce bizi şu lanet ormana sok." Gözleri lacivertti ve açık mavi saçlarının altında dikkat çekiyorlardı. Biraz daha yaklaşınca Meruk'un arkasındaki mor saçlı figürü farketti. "Ha, bu velet de kim?"

Aynı yaşta olmalarına rağmen Izumi'yi bir velet olarak adlandırmıştı. Bu çocuk kimdi ve tam olarak derdi neydi.

"Ah, tam da vaktiydi gerçekten." Meruk elini yüzüne koydu ve söylendi.

"Izumi, bu Nagisa. Senin gibi eğittiğim diğer iki kişiden birisi."

Nagisa oldukça huysuz bir ifade takındı. "Yeni bir veleti neden öğrencinin olarak alıyorsun, aptal mısın?"

Bu çocuk gerçekten ciddi miydi? Izumi anlayabileceğine pek inanmıyordu.

*************************************************

More Chapters