LightReader

Chapter 9 - Yüzleşme

Richard, kafesteki bir aslanı izler gibi gözlerini bana dikmişti. Bakışlarında korku ve heyecanın zehirli bir karışımı vardı. Ona sormak istediğim o kadar çok soru vardı ki!

Ancak gözlerine baktığımda kelimeler boğazımda düğümleniyordu. Richard, saatlerce yanı başımda tek bir kelime etmeden dikildi. En sonunda tüm cesaretimi toplayıp fısıldadım:

"Richard... Neden beni kaçırdın?"

Gözlerimin içine derin derin baktı.

Sesi ürpertici bir sakinlikteydi:

— "Lily... Sevgili öğretmenim, dışarının ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor musunuz? Sizi benden başka kimse koruyamaz. Sizi sonsuza kadar ben koruyacağım."

"Senden böyle bir şey istemedim!" diye çıkıştım.

Bağırmamak için kendimi zor tutuyordum; sesimi yükseltirsem başıma ne geleceğini kestiremediğim için çığlıklarım içimde yankılanıyordu.

Richard, sanki bir gerçeği öğretiyormuş gibi devam etti:

— "Sevgili öğretmenim, insanlar hayatları tehlikeye düşmediği sürece kendilerini korumayı erteleme eğilimindedirler. Bu dünya şeytanlarla dolu ve ben sizi onlardan sakınmak zorundayım."

Bu sözleri söylerken gözleri bileklerimdeki morluklara kaydı. Odadan çıkıp iki dakika sonra elinde bir ilk yardım çantasıyla döndü. Yaralarımı büyük bir titizlikle temizlerken, sesi aniden değişti.

— "Canınız acıyor mu? Nasıl hissediyorsunuz?"

Gözlerindeki o karanlık ifade gitmiş, yerine meraklı bir çocuğun masumiyeti gelmişti. Bu ani değişim karşısında dona kaldım.

"Acımı bu kadar umursuyorsan," dedim titreyen bir sesle, "neden beni kaçırırken boğmaya çalıştın?"

Richard duraksadı.

"Eğer benden kaçmaya çalışmasaydınız böyle bir şey olmayacaktı. Sizi durdurmasaydım, o şeytanların arasında yaşamaya devam edecektiniz. Sizi kurtarmak için bunu yapmak zorundaydım."

Söyleyecek söz bulamıyordum.

Beni "korumak" için neredeyse öldürüyordu.

Ellerimin titremesini durduramıyordum. Richard, titreyen ellerimi tutup avuç içime küçük, ürpertici bir öpücük kondurdu.

"Lütfen korkmayın. Sizi sonsuza kadar koruyacağım."

Ona, asıl korktuğum şeyin kendisi olduğunu söylemeyi ne kadar çok istesem de yatağa zincirlenmişken bunu yapmak intihardan farksızdı.

"Beni ne zaman bırakacaksın?" diye sordum.

Gülümsemesi dondu.

"Sizi dinlemiyor muydunuz öğretmenim? Sizi sonsuza kadar koruyacağım diyorum."

Aklını tamamen kaçırmıştı.

Birden rüyamda gördüğüm o çatı sahnesi aklıma geldi. Maruz kaldığı zorbalıklar... Beni "şeytanlardan" koruma isteği buradan mı geliyordu?

Tam o sırada kolundaki saat keskin bir sesle çaldı. Richard hemen odadan çıktı ve yarım saat sonra elinde bir tabakla döndü.

Havayı en sevdiğim yemeğin kokusu sardı: Neua Pad Prik. Acı yiyecekleri sevdiğimi nereden biliyordu?

"Sizin için lezzetli bir şeyler yapmak adına birçok yemek kursuna gittim," dedi gururla.

Zehirlenme korkusuyla ağzımı sıkıca kapattım ama o, yemeğin güvenli olduğunu kanıtlamak için bir kaşık yedi.

Sonra kaşığı bana uzattı. Korkuyla ağzımı açtım.

Nefret etsem de kabul etmeliydim; acı oranı muhteşemdi. Yemek bitene kadar beni bir çocuk gibi besledi. Tabakları götürüp döndüğünde ona sordum:

"Richard, bu saatte okulda olman gerekmiyor mu?"

Hafif bir şaşkınlıkla güldü.

"Bu durumda soracağınız soru bu mu? Bugün hafta sonu, öğretmenim."

Hesapladım. Kaçırıldığımda günlerden Çarşambaydı, yani bugün 3 Haziran 2024'tü.

Tam dört gündür bu delikteydim. Birileri yokluğumu fark etmiş olmalıydı.

Lütfen... Birileri beni arıyor olsun.

"Richard, beni şimdi bırakırsan seni şikayet etmem. Sana zorbalık yapan o çocukların cezalandırılmasını sağlarım."

Richard duydukları karşısında birkaç adım geriledi. Rengi solmuştu.

"B-bunu... Nereden öğrendiniz?" diye kekeledi.

Ona bunu rüyamda gördüğümü söyleyemezdim. Beni kaçırdığı gece şok tabancasıyla vurmama rağmen kılını bile kıpırdatmayan o "acısız" adam, şimdi karşımda bir çocuk gibi sarsılıyordu.

"Kaçırıldığım gün birkaç öğrencinin konuşmasına şahit olmuştum," diye yalan söyledim.

"Bırak beni, onların cezasını ben vereyim."

Yüzünde hüzünlü bir gülümseme belirdi.

"Sizden bunu istemiyorum öğretmenim. Lütfen sadece... Sonsuza kadar yanımda kalın."

Bunu söyledikten sonra arkasına bakmadan odadan çıktı. Kapı üzerime kilitlenirken zihnimdeki tek soru şuydu:

Bir insan neden bir başkasının hayatını çalacak kadar yalnız hissederdi? Buradan en kısa sürede kaçmalıydım.

More Chapters