[Yer: Kutsal Tapınak – İlk Sınav Alanı]
Rick hafifçe boğazını temizledi. Sınav alanındaki hava, önceki adayların bıraktığı enerji kalıntıları yüzünden hâlâ ağırdı. Taş zeminde duran dev kaya, bir önceki saldırıların izlerini taşıyor; etrafındaki toz yavaş yavaş yere çöküyordu.
Rick : Ehm... neyse, Rose Flowend sıra sende.
Rose yürümeye başladı.
Adımları sakin ama kararlıydı. Herkesin bakışları onun üzerindeydi. Bir iyileştiricinin bu testte ne yapabileceği hâlâ belirsizdi ve bu da Rose'u doğal olarak merak konusu hâline getiriyordu. Jack, onun arkasından dikkatle bakarken içinden geçen düşünceleri bastıramıyordu.
Rick : Senin tekniğini dosyada görmüştüm.
Eğer taşın bir kısmını bile eski haline döndürebilirsen, 100 puan.
Rose mutlu bir şekilde : Mükemmel.
Jack'in yumruğu istemsizce sıkıldı.
Jack : (Aklında) Dahilere yenilmekten bıktım artık... Hepsini geçeceğim ve en iyisi olacağım.
Rose derin bir nefes aldı. Önündeki taş, az önce paramparça edilmişti. Normal şartlarda bu bir başarısızlık göstergesiydi ama onun için bu, tekniğini gösterebileceği bir fırsattı.
Rose : Geri Dönüş!
Tekniğin adı söylendiği anda, havada neredeyse hissedilebilir bir titreşim oluştu. Bu güç, yıkmak için değil; geri almak, eski hâline döndürmek için vardı. Tıpkı kopmuş bir kolun yerinde tekrar belirmesi gibi…
Rick : Fena isim değilmiş doğrusu.
Rose : (Odaklanmış) Hadi... Hadi! Ha, buldum seni... taşın merkezi.
Taşın etrafındaki parçalar hafifçe titremeye başladı. Önce küçük parçalar, sonra daha büyük olanlar… Hepsi görünmez bir kuvvetle yavaş yavaş merkeze doğru çekiliyordu. Sanki zaman geriye sarılıyor gibiydi.
Rick : Baya iyi bir iyileştirme.
Jack izlerken farkında olmadan yutkundu.
Jack : (Aklında) Demek iyileştirme böyle bir şeymiş...
Parçalar yerlerine oturdu, çatlaklar kapandı ve birkaç saniye sonra taş tamamen eski hâline döndü. Rose'un alnından ter damlıyordu; bu teknik, düşündüğünden çok daha fazla enerji tüketmişti.
Rose : (Bir tık yorgun) Tam puan?
Rick : Tam puan.
Rose rahatlamış bir gülümsemeyle geri çekildi.
Jack : Bir dakika... Mark denen kişiye ne oldu?
Rick bir an durdu, sonra hatırlamış gibi Jack'e döndü.
Rick : Onun tekniği cansız şeylerde işe yaramıyor. O yüzden gönderdim.
Jack : Ne zaman?
Rick : Bilmenize gerek yok.
Aslında Rick, Mark'ın özel durumunu fark ettiği anda onu sessizce başka bir odaya göndermişti.
Yer: Kutsal Tapınak, İlk Sınav Alanı (öncesi)
Vals'in sabrı taşmak üzereydi.
Vals : (Öfkeli) Rick, senin salak olduğunu bildiğim için 5'inciye anlatıyorum!
Rick : Hey! Sözlerin çok kırıcı değil mi?
Vals öyle bir bakış attı ki, sanki "hiç dersini almadın mı?" diye soruyordu.
Vals : En son görevini hatırlatayım: altı üstü kapıyı kilitleyecektin, ama şifreyi unuttuğun için bir sürgün varlık kaçtı.
Rick : Onu diyorsun… Şifreyi uzun vermeselerdi, o zaman problem olmazdı.
Vals : …
Vals : Şifre 1923'tü. Sen buna uzun diyorsan, ciddi bir hatırlama problemin var.
Rick : Çok ayıptı bu.
Vals : Sana son kez söylüyorum: Mark adlı çocuk ilk aşamayı yapamaz, çünkü cansız şeylere tekniği işe yaramıyor.
Rick : Tamam, tamam. Sıkıntı olmaz.
Vals : Umarım Rick… Umarım.
Rick bunu hatırladığı anda, katılımcıların gözünden kaybolacak kadar hızlı hareket etti. Mark'ı kolundan tutup neredeyse sürükleyerek başka bir alana yönlendirdi.
Rick : Sıkıntı yok, hemen onu o odaya fırlatayım, problem çıkmaz.
Rick, Mark'ı adeta paspas fırlatır gibi içeri gönderdi.
Rick : Artık problem çıkmaz… hemen geri dönüyorum.
Mark yere sertçe düştü. Bir süre kıpırdamadan kaldı, sonra etrafına bakındı. Sessizlik… tozlu duvarlar… boşluk.
Mark : Galiba kimse beni kabul etmedi, beni depoya attılar.
