LightReader

Chapter 2 - Bölüm 2: Boşluğun Sesi

Karanlık Sheila'yı yuttuğunda bunun bir son olmadığını, bir askıya alınma hâli olduğunu sezdi. Bu karanlık ölümün soğuk boşluğu değildi; daha çok bekleyen, ölçen, karar veren bir boşluktu. Ne zaman akıyordu ne de tamamen durmuştu. Zaman, burada Sheila'ya göre şekillenmiyordu. Sanki evren onu iki nefesin arasına sıkıştırmış, henüz bırakmamaya karar vermişti.

"Demek öldüm," diye düşündü.

Bu düşünceyle birlikte panik gelmedi. Çığlık atmak istemedi. Yardım aramadı. Çünkü Sheila, hayattayken de çoğu zaman görünmezdi. Ölüm ona yabancı bir yalnızlık sunmamıştı; sadece tanıdık bir sessizlik vermişti.

Boşlukta yavaş bir titreşim oluştu. Önce bir yankı gibi, sonra düzenli bir ritim hâlinde. Karanlık dalgalandı. Sanki görünmeyen bir yüzeyde bir şey yürüyordu. Ardından ses geldi. Ne kulakla duyulacak türdendi ne de hayal ürünüydü. Doğrudan bilincinin merkezine yerleşti.

[Uygun ruh tespit edildi]

Ses ne yumuşaktı ne de sertti. Şefkat taşımıyordu ama düşmanlık da barındırmıyordu. Kesindi. Tartışmaya açık değildi.

[Ruh profili analiz ediliyor]

[Zihinsel dayanıklılık: Yüksek]

[Öz değer algısı: Kritik düzeyde düşük]

[Travma birikimi: Yoğun]

Sheila'nın içinde ilk kez gerçek bir huzursuzluk kıpırdadı. Bu ses onu tanıyordu. Hayatında ilk kez biri, onun güçlü yanlarını bile acımasız bir dürüstlükle görüyordu.

"Ben seçmedim," diye düşündü. Bu düşünce, bir itirazdan çok geç kalmış bir savunmaydı.

[Seçim kriteri gerekli değil]

[Ruh, eşik değerlerini karşılıyor]

[Reenkarnasyon protokolü başlatılıyor]

Karanlık daralmaya başladı. Sheila, bir bedeni olmamasına rağmen düşüyormuş gibi hissetti. Sanki bilinci yukarıdan aşağıya çekiliyor, katlanıyor, sıkıştırılıyordu. Anıları birbirine dolandı. Eski dünyasından sahneler, yüzler, aynalar, gülüşler ve küçümseyen bakışlar üst üste bindi.

Direnmek istedi.

Ama direnecek bir kolu, bir bacağı, bir sesi yoktu.

[Yeni dünya atanıyor]

[Fiziksel form hazırlanıyor]

[Uyumlandırma başlatıldı]

"İstemiyorum," diye düşündü bu kez. Bu düşünce korkuyla yüklüydü. Ölmekten değil, yeniden aynı yükle uyanmaktan korkuyordu.

[Reddetme hakkı tanımlı değil]

Bir anlığına karanlığın içinde ince bir ışık çizgisi belirdi. O çizgi, bir kapı gibi aralandı. Ardından ağırlık çöktü.

Soğuk.

Basınç.

Acı.

Sheila nefesi içine çekerken ciğerleri yandı. Göğsü sertçe yükseldi, sonra tekrar indi. Boğazından tanımadığı, boğuk bir ses çıktı. Gözlerini açtığında küflü, çatlamış bir tavanla karşılaştı. Tahtalar eğrilmişti. Aralarından sızan soluk mor ışık, odayı hasta bir alacakaranlığa boyuyordu. Hava nemliydi; metal, küf ve eski kan kokusu birbirine karışmıştı.

Altında sert bir yatak vardı. İnce bir şilte, taş bir zemin üzerine gelişigüzel bırakılmıştı. Hareket etmek istediğinde bedeninin ağırlığı onu geri çekti. Eklem yerleri sızladı. Kasları itaatsizdi.

Ellerini kaldırdı.

Kalınlardı.

Derisi solgundu.

Parmakları tanıdık bir hantallıkla titredi.

Bir aynayı fark etti. Duvara yaslanmış, kenarları çatlamış, yüzeyi lekelerle dolu bir aynaydı. Titreyerek doğruldu. Aynaya baktığında gördüğü yüz, kaçtığını sandığı kaderin başka bir yansımasıydı. Daha önce defalarca yüzleştiği ama her seferinde yabancı gibi baktığı o ifade… Buradaydı. Değişmişti ama kurtulmamıştı.

[Reenkarnasyon tamamlandı]

[Ev sahibi bilinç sabitlendi]

[Güzellik ve Güç Evrim Sistemi: Aktif]

Ses tekrar geldiğinde Sheila gözlerini aynadan ayıramadı.

[Bu sistem yalnızca sana aittir]

[Sadakat: Mutlak]

[Gelişim, görevler yoluyla sağlanacaktır]

Sheila'nın boğazı düğümlendi. İlk kez biri ya da bir şey, onu terk etmeyeceğini söylüyordu. Ama bunun bir teselli mi yoksa yeni bir zincir mi olduğunu henüz bilmiyordu.

Aynadaki yansımasına baktı ve içinden geçen tek cümle sessizce zihnine düştü:

"Demek ki kader, sadece dünyayı değiştiriyor. Yükü değil."

More Chapters